pencereden bakıyor... uzun süre pencereden bakıyor... en üst kattaki pencereden karşı çapraz binanın uyduları, antenleri ve diğer binanın ziftli yan duvarı gözüküyor. 100 metre kadar ileride olduğunu düşündüğü, yakından hiç görmediği devasa elektrik direğinin tepesi gözüküyor. şimdi kendi odasının içinde yüzünü pencereden alarak tam da yan tarafta olan başka bir pencereden dünyanın geri kalanını gördüğünü düşünüyor. o kadar uydunun niye var olduğunu düşünüyor, biraz. buna televizyon diyorlar, gördüğüm en panaromik pencere.
tahtalarının doğramaları eskimiş pencereye tekrar dönüyor. göz yanılsaması olduğunu düşündüğü minik yaratıklar atlıyor bir binanın tepesinden diğer binanın daha alçak tepesine. çoğalıyorlar gitgide ve hepsi aşağıya doğru gidiyor. pencerenin demirliklerinden uzanamadığı için aşağıda ne yaptıklarını hangi yöne gittiklerini göremiyor. görebildiği alanla ilgileniyor. görebildiğini biliyor. bir ara bu yaratıkların sokakları doldurup kendi pencere seviyesine kadar dolacaklarını düşünüyor ve kaygı duyuyor. ama penceredeki görüntüsü hala bozulmadığı için bu kaygıdan kurtuluyor. yağmur yağmıştı, karla kaplanmıştı, güneş vurduğunda buharlaşıcak gibi durmuştu ama bu yaratıklarla burası ilk defa bu kadar eğlenceliydi. yan tarafına dönüp olan biteni kontrol etti, elindeki kablosuz sinyal gönderici ile sürekli frekans değiştiriyordu. o yaratıkları bu penceredende görebiliyordu. +benim gördüğüm gibi gösteriyor, evet evet bu yaratıkları kendi penceremden de görüyorum+ rahatlamıştı biraz, o kadar geniştiki her yer, bu yaratıkların penceresinin seviyesine gelecek kadar etrafı doldurması uzun zaman alacaktı.+yüksekteyim, çok yüksekteyim. ne kadar yüksekteysem o kadar pencereden bakabilirim+ insanların ne kadar garip tepkiler verdiğini düşündü. ama çok geçmeden yine eski penceresine döndü. güneşin batmaya başladığını, özellikle bu dünyaya göre boylamda ve bu uzaya göre bu koordinatlarda güneş hep insanların kan renginde batardı. + pencereden ay gözüküyor, sonra o da kayboluyor, yerine doğudan güneş geliyor. sabah güneşini sevmiyorum. televizyonun gürültüsü beni doyurdu, uyusam+
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder