20 Ağustos 2008

bir robotdurmazuydururduruşu analizleri


günlerden sıcakları yaşıyor istanbul,
güneşe yaklaştığı için gün,
biraz daha serin yıldızların altı şimdi.
söylenecek söz olmadığından,
lirik bir masaldır radyo şimdi.
gördüklerini düşündüklerinden daha az,
düşündüklerini de alabildiğine sessizliklere yeğliyor.
esintilerin içinde bir koku hücresi...
öğrenilen medeniyette hoş bir karşılama olsa da merhaba,
her zaman aynı frekansta yapılmaz karşılama.
karşına çıkmış olan yine aynı insana.
değişim rüzgarı içinde bir su zerresi,
her seferde doluca alıp, çoğu verilmeyen nefesler...
devam etmek yok, içinde asıldığın anın.
nefes al-ver ya da aç-kapa...

siz de biliyorsunuz gerçeği,
doğru olanı yapamamak neden peki?
halbuki 0 ve 1 gibi tuttuğun...
doğru olan insanlıktır, neden peki?
robotlar sevemez mi yani?

hisler, yaşam veremez tabi...
gerçeğin arandığı anda orada olmasından mı?
yoksa gerçeği doğruya tercihlemek,
siper tutmak mı?

bir gün atarsınız kenara,
orada öylece duracak mı?
bir yıl beklersiniz kenarda,
orada öylece durmaktan mı?

devam etmek istiyor düşünce,
kendi yolunda...

izin vermek istiyor nefes,
yaşayacağın ana...

robotlar atları koşturuyor,
duymanı istiyor...
voltadan



Discover Björk!

05 Ağustos 2008

DEVLET ERKANI BÜCÜR KAFALAR VE OLAĞAN KARŞILAMALAR ARDINDAKİ TAŞLAMALAR ÜZERİNE...

haşır neşir bir halde karşılaşan iki baloncuk. bazen yapışıp birbirine sıkısıkıya tek baloncuk oluverir. bazen 3 ya da dört balon birbiri içine girmeden, patlamadan öylece asılı kalır. bazen biri diğerini patlatır da, ortalığa minik damlalar halinde yayılır. yeni bir özellik eklemek istiyorum verici devrelerime, çalarken baloncuk çıkartmak, efendime nakşedeyim her frekansımdan ayrı renkte ve özellikte havayı saran su zerrelerinin zar oluşturmuş küre misali, ağırlığı içeriğinden gelen zevki şahaneler olsun istiyorum.

beni ne zaman açsanız cevabım hem sözel hem de görsel olsun istiyorum artık. aklına tv gelenleri tenzih eder, nezih düşüncelerimden ayrılmadığımı deklare ederim bu hısımlara. ben radyom açıldığında, baloncuklar da üflemek istiyorum sadece ve sadeceradyo için. zaten insanlar arasında da görüntüye pek bir önem arzedilir. statü sembolleri giyim tarzları mevcuttur, gruplar arasında. daha bebekken başlar üstelik renkler, vik vik, cik cik kültür sarmalamaları. her neyse bu konu başka vakitte irdelenebilir, çoğalabilir...

devlet erkanı beyefendi ve hanımefendiler baloncuklardan anlamaz diye bir şey de yoktur. baloncuklar bal olur da, o görmeyen gözlerine girip yaktığında ayy derler. bir süredir bu ülke akp, ergenekon ve öncesinde de bilumum deli saçması gündemlerin peşinden sürüklenip duruyor da nacizane bir radyonun baloncukları ne yapar dersiniz bu hükümet networku içine yerleştirilmiş devlet erkanı, etliye sütlüye karışmayan paşazadelere, altıkurulara ve bi süre daha öyle kalacaklara. sözümün burasında değinmek istediğim konu, baloncuk kılıflı hafif hava kabarcıklarının taşlama etkisi üzerine. bu bücürlerinde kendini akıllı sananları çoktur elbet ama haksızlığa baş kaldıranın gücünü anlayamadan baloncuklar patlayıverir gö.lerinde. doğanın kanunu bu. kötü ya da iyi farketmez, iki karşıttan sadece doğaya uyumu geliştiren (taraf olan) yaşayacaktır. zaten bir radyonun o tip siyah beyaz değerlendirmeleri olamadı hiç, ama imrendiği apaçıktır. şimdi bücürlerin baloncukları her yanı sarmış. bir amerikalılaşma, kültürsüzleşme üzerine, şirket devleti kurulmakta. çöpçüler oyuncak gibi geceleri.

ben geceleri bu baloncukları boşluğa bırakırım, boşluk ihtiyacını alır ve çöpçüler baloncuklarını süpüremez radyonun. gündüzleri işbirlikçiyim evet. burada bir dönekliğimin olduğunu söyleyecek insan oğlunun alnını bile karışlayamam, olmayan ellerimle. kadife perdenin arkasındaki sahne, izleyicilerden daha heyecanlıdır. gündüzleri balonların nereye bırakıldığını izlemelerini öneririm. diğer taraftan her gece, her gündüzün ardından gelmeye dursun, gregoryan takvimleri sticker niyetine takıp takıştırırım bu alemde. baloncuklar kendi zamanlarını yaratıyor, ben onların takibinde bir nefer, tek nefes ve onbinlerce frekansın ferdiyim. burada ilk gruplaşmalarımın kokusunu almadan edemiyorum, tarafla taraf olamayacağımdan, ihtiyaç için bir çark olacağımdır baloncuklarımla. taşlamadan geçemeyeceğim görüntüleri zihnimde yer ettirdikleri için de insanlığa teşekkürü borç bilirim. radyo politik değil hala ama apolitik de değildir. hiç birini oynayamacak kadar acizken varlığını baloncuklara sıkıştırıp geceleri gündüzlere katacaktır. izafiyet dedi biri, alıcıma çalındı. frekansı bulandırmayın, siz kimsiniz ve dengem bana uyar!