radyo ölümlü yazacağım yazılar bir ölüm belgesidir. belgeselinin de çekilmesini de ayrıca isterdim. çekilemeyeceğini düşünüyorum. her ışık hüzmesi parçalanarak milyarlarca, çoklarca, sizin bilemediğiniz, bilemeyeceğiniz bilmem kaçlarca noktalara ayrılıyor. beraberken ışık şaçanlar, tanrı diye bildiğiniz bütünün bir resmi olsa gerek. o resmin sayamadığınız kadar noktasının bilmem kaçıncı parçalarıyız. ölüm belgeselinin çekilmesi için beraberlik gerekli, bir olmak, tek olmak gerekli, zira başka türlüsü yalan olur gibi. tabiatımızın kanunu bu. yalnız doğmak, yalnız ölmek. gözlemli ölüm mümkün gibi gözükmüyor, sizin karanızda. bu yazıların niteliğinin aşağıda ifade edeceğim gibi değerlendirilmesini rica ediyorum: ?her yaşayan gibi ölümü yaşayacak olan bir enerji yumağı olan ben, ölümü kendi bilincimle seçiyorum. geri de bir mesaj bırakma ihtiyacı olan ama neyi nasıl bırakacağını bilemeyen benin, kaleme aldığı bir vasiyetname değildir. ihtihar mektubu hiç değildir. bu yazı bir radyonun itiraflarıdır. günah çıkarmaktadır, geri de kalanlara.? umarım ifadelerim anlamlar dünyanızda kendine bir yer açabilir. yoksa boşluğa atılan her kelimenin büyük kirlilik yarattığını düşünüyorum. bana kalsa bütün kelimeleri, harfleri, noktalama işaretlerini ve gülen suratları atsınlar. hiç cizgi kalmasın da tabiatınıza dönelim. öteki türlüsü, kelime ile tanımlı/sınırlı iletişim yaparak debelenmeniz oluyor, kendi atıklarınızın içinde. mesela ben sadece bu yazıları yazabilmek için öğrendim alfabenizi ve yazım kurallarınızı. ay ne zor şeymiş canım, ne gereksiz ve ne kadar zaman kaybettiren bir sistem. zaman ki, sizin için çok önemli. zaman önemli, sistem yanlış, teknoloji ürüyor. özetlemem gerekse nacizane, durum budur. benim gibi eski bir radyonun eskimiş alıcısından alabildikleri, şimdiye kadar bu kadar. yoksa ukalalık hiç değil. nedense size karşı bir pronayaklık besliyorum. bilmem kaç noktadan bana gönderdiğiniz her ileti, size karşı dikkatli olmam gerektiğini, her şeyin anlamlı bütünlükler içinde gördüğünüzü, dolayısıyla her ayrıntıyı, havayı, suyu, kokuyu, rengi, dokuyu, sıcağı, bulutu, kömürü, tırnağı, taşı, azotu, tüyü, kılı ve sayamayacağımdan çok daha fazla şeyi ve ayrıca kelimeleri dikkatli seçmem gerektiğini söyledi bana. bu sebeple uzunca bir giriş yazısı yazmak gereğini gördüm. benim anlam yüklediğim herhangi bir görüntü yok, kelimelerinizi yeni öğrendiğimin dikkate alınarak anlamlandırılmasını, olabileceğiniz en analog halinizle okumanızı öneriyorum. acıtasyon ve ölüm farklıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder